TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Yusuf’tan Avrupa’daki Türk Gençlerine "Türk Dünyası" Çağrısı
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf, Avrupa'da yaşayan Türk gençlerinin sadece Anadolu'yu değil, medeniyetlerinin ana kaynağı olan Türkistan coğrafyasını da tanımaları gerektiğini belirtti.
Yusuf, Kanal Avrupa televizyonunda yayınlanan "Avrupa Baskısı" programına konuk olarak Türk Dünyası'nın kültürel entegrasyonu ve Avrupa'daki Türk diasporası hakkında değerlendirmelerde bulundu.
TÜRKSOY'u "Türk Dünyası'nın UNESCO'su" olarak nitelendiren ve siyasetin tamamen dışında kültürel bir misyon üstlendiklerini vurgulayan Yusuf, teşkilatın geçmişte yaşanan kültürel kopukluğu gidermeyi ve halkları yeniden kaynaştırmayı amaçladığını söyledi.
"Türklük Sadece Etnik Bir Kimlik Değildir"
İçinde bulunduğumuz yılın "Ziya Gökalp Yılı" olarak kutlandığını hatırlatan Yusuf, teşkilatın Türk Dünyası'na bakışını Gökalp'in Türklük tanımı üzerinden örneklendirdi.
Türklüğü salt etnik bir köken olarak değerlendirmediklerinin altını çizen Yusuf, "Ziya Gökalp’in söylemi çerçevesinde Türklük tanımına baktığımızda; kendini Türk hisseden, Türk gibi davranan, Türklerle ortak kaderi paylaşmış ve gelecekle ilgili ortak beklentileri olan kardeş topluluklarımızı da Türk kabul ediyoruz. TÜRKSOY olarak, etnik sınırların ötesine geçerek bu topluluklarla da omuz omuza çalışıyoruz." dedi.
Yusuf ayrıca, Ziya Gökalp ve Gaspıralı İsmail gibi aydınların öncülük ettiği "Ceditçilik" hareketi sayesinde geçmişte Türk Dünyası'nın dört bir yanında açılan okulların, bugünkü kültürel bilincin temellerini attığını sözlerine ekledi.
Avrupa'daki Gençlerin Türkçesini Yadırgamayın
Avrupa'daki Türk diasporasının artık kalıcı bir toplum inşası sürecinde olduğuna dikkati çeken Yusuf, yurt dışında doğup büyüyen gençlerin kullandığı Türkçenin eleştirilmesine karşı çıktı.
Dilin canlı bir varlık olduğunu ve bulunduğu coğrafyadan etkilendiğini ifade eden Yusuf, "Buradaki gençlerin Türkçesini yadırgamaya kimsenin hakkı yok. Orada yeni bir sentez, yeni bir kültür doğuyor. Asıl korkulması gereken Türkçenin değişmesi değil; gençlerin suça itilmesi, asimile olması veya Türkçeyi tamamen unutmasıdır. Entegrasyona evet ancak asimilasyona hayır." diye konuştu.
Ortak Alfabe ve Dizi Sektörüne "Türkçe" Uyarısı
Dilde birliğin sağlanması noktasında Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in, Özbek alfabesini Türkiye Türkçesindeki harflerle uyumlu hale getirme yönündeki adımını tarihi bir gelişme olarak nitelendiren Yusuf, İsmail Gaspıralı'nın "Dilde, fikirde, işte birlik" şiarına vurgu yaptı.
Kültürel diplomaside medyanın rolüne de değinen Yusuf, Türk dizi ve sinema yapımcılarına seslenerek, "Balkanlardan Kuzey Afrika'ya kadar dünyanın birçok bölgesinde insanlar Türkçeyi dizilerden öğreniyor. Senaristler ve yapımcılar,kitlelere Türkçe öğrettiklerinin farkında olarak dili bozmadan, en güzel ve doğru haliyle kullanma sorumluluğunu taşımalıdır." uyarısında bulundu.
"Gençler Türkistan Coğrafyasını Görmeli"
Batı Avrupa'daki Türk gençlerine köklerini araştırmaları tavsiyesinde bulunan Yusuf, gençlerin aidiyetlerini sadece ebeveynlerinin Anadolu'daki memleketleriyle sınırlamamaları gerektiğini ifade etti.
Yusuf, sözlerini şöyle tamamladı: "Gençlerimiz Hoca Ahmet Yesevi'yi, Maturidi'yi, Hive'yi araştırsınlar. Buhara'yı,Semerkant'ı, Kazan'ı, Orhun Vadisi'ni mutlaka görsünler. Dünlerinden güç alsınlar ancak düne teslim olmadan kendi medeniyetlerinin zenginliğiyle yarına koşsunlar. Türk kültürünün özünde Yunus Emre, Mevlana ve Hoca Ahmet Yesevi'nin hoşgörüsü vardır. Bu süzgeçten geçen bir milletten ırkçılık çıkmaz. Sosyal medyada zaman zaman görülen nefret söylemleri büyük ölçüde dezenformasyondan ibarettir."