― 17 февраля 2026 г.
Afganistan (Güney Türkistan) Türkleri Kültür Günü TÜRKSOY Genel Sekreterliğinde gerçekleştirildi
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY ev sahipliğinde düzenlenen “Afganistan (Güney Türkistan) Türkleri Kültür Günü”, 17 Şubat 2026 tarihinde TÜRKSOY Genel Sekreterliğinde gerçekleştirildi.
Resim ve el sanatları sergisinin açılışıyla başlayan programda, Güney Türkistan’a ait geleneksel motifler, dokuma örnekleri ve kültürel semboller ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Ardından bölgeyi tanıtan kısa bir video gösterimi gerçekleştirildi.
Sultan Raev: “Afganistan Coğrafyası Türk-İslam Medeniyetinin Hafıza Mekânıdır”
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, Afganistan coğrafyasının Türk-İslam medeniyeti tarihinde müstesna bir yere sahip olduğunu vurguladı. Raev, bu toprakların yalnızca siyasi tarih bakımından değil; ilim, sanat ve edebiyat alanında da Türk Dünyası’nın önemli merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. Gazne ve Herat gibi şehirlerin asırlar boyunca birer kültür ve irfan merkezi olarak öne çıktığını belirten Raev, kültürel hafızanın korunmasının milli kimliğin yaşatılmasındaki belirleyici rolüne dikkat çekti.
Raev, Afganistan Türklerini anlamanın yalnızca tarihî olayları bilmekten ibaret olmadığını; bu topraklarda şekillenen kültürel ruhu kavramak anlamına geldiğini ifade ederek, “Medeniyet süreklilikle yaşar; hafıza korunursa milli kimlik güçlenir.” dedi.
Konuşmasında ayrıca kültürel iş birliğinin önemine değinen Raev, bu tür programların Türk Dünyası içinde gönül köprülerini güçlendirdiğini belirtti.
Prof. Dr. Ruhi Ersoy: “Kültürel Kimlik, Stratejik Bir Güç Unsurudur”
Ahmet Cevat Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy konuşmasında, Afganistan Türklerinin tarih boyunca farklı siyasi süreçlerden geçmesine rağmen kültürel kimliğini muhafaza etmeyi başardığını ifade etti. Kültürün yalnızca geçmişe ait bir miras değil, aynı zamanda geleceği inşa eden stratejik bir güç unsuru olduğunu vurgulayan Ersoy, Türk Dünyası içerisinde ortak tarih bilincinin güçlendirilmesinin önemine işaret etti. Ersoy, akademik çalışmaların ve kültürel organizasyonların bu bilincin kurumsal zeminde pekiştirilmesine katkı sunduğunu belirtti.
Abdurrahim Masumi: “Güney Türkistan, Türk Kimliğinin Yaşayan Hafızasıdır”
Öz-Türkistan Kültür Eğitim Araştırma ve Strateji Derneği Başkanı Abdurrahim Masumi ise konuşmasında, Güney Türkistan’ın tarih boyunca Türk kültürünün önemli merkezlerinden biri olduğunu dile getirdi. Bölgedeki Türk topluluklarının dilini, geleneklerini ve kültürel değerlerini büyük fedakârlıklarla yaşattığını belirten Masumi, kültürel dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Masumi, diasporadaki Türk topluluklarının da bu sürece aktif katkı sunmasının önemine dikkat çekti.
M. Haşim Hamdam: “Dil ve Kültür, Varlığımızın Temelidir”
Türkistan Elleri Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı M. Haşim Hamdam, konuşmasında Afganistan’daki Türk topluluklarının özellikle dil ve eğitim alanında karşı karşıya bulunduğu zorluklara değindi. Türk lehçelerinin korunmasının, yalnızca iletişim aracı değil, kimliğin temel unsuru olduğunu ifade eden Hamdam, genç kuşakların ana dil bilinciyle yetiştirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Raila Dostum: “Kadim Mirasımızı Gelecek Nesillere Taşımak Ortak Sorumluluğumuzdur”
Dostum Vakfı Başkanı Raila Dostum ise konuşmasında, Afganistan Türklerinin tarihî ve kültürel mirasının korunmasının ortak bir sorumluluk olduğunu belirtti. Kültürel faaliyetlerin toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini ifade eden Dostum, kadınların ve gençlerin kültürel süreçlere daha aktif katılımının önemine dikkat çekti. Dostum, Türk Dünyası içindeki dayanışma ve iş birliğinin Afganistan Türkleri için moral ve güç kaynağı olduğunu dile getirdi.
Etkinliğin panel bölümünde Dr. Ahmet Cavit Türkoğlu “Afganistan Türkleri: Tarihten Günümüze” başlıklı sunumuyla tarihî arka planı değerlendirdi. Doç. Dr. Azizullah Aral ise “Afganistan’da Türk Dilinin Günümüzde Durumu” başlıklı tebliğinde, bölgede konuşulan Türk lehçelerinin korunmasının önemine işaret etti.
Program, “Çille Gecesi (Şeb-i Yelda)” temalı sessiz tiyatro gösteriminin ardından plaket takdimleri ve toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.