― 19 апреля 2026 г.
ADF 2026 Kapsamında “Bir Asırlık Dil ve Kimlik: Bakü Türkoloji Kongresi’nden Türk Entegrasyonuna” Paneli gerçekleştirildi
Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında düzenlenen “Bir Asırlık Dil ve Kimlik: Bakü Türkoloji Kongresi’nden Türk Entegrasyonuna” başlıklı panelde, 1926 Bakü Türkoloji Kongresi’nin 100. yılı vesilesiyle Türk Dünyası’nda dil, kültür ve kimlik alanındaki ortak miras ile güncel iş birliği imkânları ele alındı.
Panele, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, TÜRKPA Genel Sekreteri Ramil Hasan, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev ve Türk Kültür ve Mirası Vakfı Başkanı Aktotı Raimkulova konuşmacı olarak katıldı. Oturumun moderatörlüğünü Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fırat Purtaş üstlenirken aynı üniversiteden Prof. Dr. Ruhi Ersoy panelde yorumcu olarak yer aldı.
Panelde, Azerbaycan’da 1926 Bakü Türkoloji Kongresi’nin 100. yılının kapsamlı şekilde kutlanmasına yönelik kararın Türk Dünyası’nda memnuniyetle karşılandığı ifade edilirken, bu sürecin devlet başkanlarının ortaya koyduğu ortak iradenin bir yansıması olduğu vurgulandı.
Dil, kültürel hafızanın taşıyıcısıdır
TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, konuşmasında UNESCO tarafından 15 Aralık’ın “Dünya Türk Dilleri Günü” ilan edilmesinin, uzun yıllara yayılan kurumsal iş birliğinin somut bir sonucu olduğunu belirtti.
TÜRKSOY’un yürüttüğü kültürel iş birliklerine dikkat çeken Raev, dilin Türk Dünyası’nın ortak hafızasını taşıyan temel unsur olduğunu vurgulayarak, “Mesele yeni bir yakınlık kurmak değil, mevcut ortak hafızayı daha görünür ve etkili kılmaktır.” ifadelerini kullandı.
Raev, 1926 Bakü Türkoloji Kongresi’nin Türk dillerinin bilimsel temelde ele alınmasını sağladığını, ortak alfabe fikrini gündeme taşıdığını ve kültürel iş birliği için kurumsal bir zemin oluşturduğunu belirterek bu mirasın günümüzde de yol gösterici olduğunu kaydetti.
Ayrıca, İkinci Türkoloji Kongresi’nin Özbekistan’da düzenlenmesine yönelik kararın tarihî süreklilik açısından önemli olduğunu vurgulayan Raev, 2026 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti Andican’da gerçekleştirilmesinin anlamlı olacağını ifade etti.
Bakü Kongresi: Ortak aklın tarihî buluşması
Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, konuşmasında 1926’daki kongrenin yalnızca akademik bir toplantı değil, Türk halklarının ilk kez geniş bir coğrafyada ortak meseleleri tartıştığı tarihî bir platform olduğunu belirtti.
Mustafayev, kongrenin ideolojik yaklaşımlarla daraltılamayacağını ifade ederek, dönemin Türk aydınlarının bu sürece büyük bir heyecan ve umutla katıldığını vurguladı. Kongrede dil, alfabe, eğitim ve tarih gibi alanlarda kapsamlı başlıkların ele alındığını belirten Mustafayev, bu sürecin 19. yüzyıldan itibaren gelişen modernleşme hareketlerinin doğal bir devamı olduğunu dile getirdi.
Ortak alfabe, ortak bilinci güçlendirir
Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert ise konuşmasında yazıda birliğin kültürel bütünleşmenin temel şartı olduğunu ifade etti.
Türk Akademisi ile yürütülen çalışmalar sonucunda 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’nin ilan edildiğini hatırlatan Mert, bu gelişmenin Türk dilleri arasındaki görünmeyen bağları görünür hâle getireceğini belirtti.
Latin alfabesinin küresel bilim dünyasındaki ağırlığına dikkat çeken Mert, ortak alfabenin bilgiye erişim ve akademik üretim açısından da önemli avantajlar sağlayacağını kaydetti.
Türkoloji’de yeni açılımlar gerekli
Panelin yorumcusu Prof. Dr. Ruhi Ersoy ise Türkoloji çalışmalarının günümüz ihtiyaçları doğrultusunda yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.
Ersoy, Türkoloji’nin yalnızca dil ve edebiyatla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, üniversite müfredatlarının güncellenmesi ve Türk Dünyası’nda akademik iş birliğinin daha etkin hâle getirilmesi çağrısında bulundu.
Panel, Bakü Türkoloji Kongresi’nde yüz yıl önce alınan kararların bugün siyasi iradeyle somut politikalar hâline dönüştürülmesinin gerekliliğine işaret eden; ortak kültürel hafızanın taşıyıcısı olan dilin korunması, geliştirilmesi ve görünür kılınmasının Türk Devletleri arasındaki iş birliğinin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan değerlendirmelerle sona erdi.