MERV: 2015 Türk Dünyası Kültür Başkenti

MERV: 2015 Türk Dünyası Kültür Başkenti

TÜRKSOY
29 Haziran 2015, Pazartesi

TÜRKSOY’un girişimleri sonucunda hayata geçirilen "Türk Dünyası Kültür Başkenti” uygulaması, şehirlerin kültür ve sanat hayatını zenginleştirmeye devam ediyor.

21 Kasım 2014 tarihinde Tataristan’ın başkenti Kazan’da gerçekleştirilen, Türk Dili Konuşan Ülkeler Kültür Bakanları 32. Dönem Daimi Konseyi Toplantısı sırasında, Türk dünyası kültür ve sanat hayatına dair pek çok önemli karar alındı. Toplantıda öne çıkan kararlardan birisi, Türkmenistan’ın Merv şehrinin 2015 Yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmesi oldu.

2012 yılında ilk olarak Kazakistan’ın başkenti Astana’nın sahip olduğu Türk Dünyası Kültür Başkenti ünvanı, 2013 yılında Eskişehir’e ve son olarak 2014 yılında Tataristan’ın başkenti Kazan’a geçti.  2014 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kazan, ilan edilen yıl kapsamında pek çok özel etkinliğe başarıyla ev sahipliğiyaptı. Aynı yıl içerisinde Bodrum’da gerçekleştirilen Türk Konseyi 5. ZirveToplantısı sırasında, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulı Berdimuhamedov’un önerisiyle tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Türkmenistan’ın Merv şehri, 2015 YılıTürk Dünyası Kültür Başkenti adaylığını gerçekleştirdi.14 ülke kültür bakanının oy birliği ile aldığı karar sonrasında, Türkmenistan’ın Merv şehri, 2015 Yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edildi. 

Daimi Konsey sırasında Türkmenistan Kültür Bakanı Annageldi GARAJAÝEW’in  yaptığı sunumun akabinde gerçekleştirilen oylamada, tüm temsilciler oy birliğiyle Türkmenistan’ın adaylığını desteklerken, Türkmen bakan GARAJAÝEW konsey üyelerine almış oldukları karar nedeniyle teşekkürlerini sunarak, "Böylesine anlamlı bir unvanı taşımaktan Türkmen halkı olarak onur duyacağız. 2015 Merv Türk Dünyası Kültür Başkenti etkinlikleri için şimdiden çok heyecanlıyız. Sizleri Türkmenistan ağırlamayı umuyoruz.” dedi.

2500 yıllık bir geçmişe sahip olan Merv, TÜRKSOY vesilesiyle tüm dünyadabu yıl bir kez daha bütün ihtişamıyla hatırlanacak. 

Şahların Şehri Merv

İpekyolu, binlerce kilometre uzunluğunda, onlarca farklı kola sahip tarihibir ticaret yoludur. Bu yolun bir zamanlar en önemli güzergâhlarından biri de Merv’di. Doğu batı güzergâhında İpekyolu’nu takip eden her seyyah, tüccar, âlim ya da dervişin mutlaka durup konakladığı, devrinin sadece ticarette değil ilim ve sanatta da söz sahibi olan şehriydi Merv. Horasan’ın en muhteşem kenti olarak kabul edilen Merv, okadar cazibeli bir şehirdir ki, ‘Şah-ı Can’ ismi uygun görülür ona. Şahların Gözdesi yani.

2500 Yıllık Bir Tarih

Birzamanlar hanların, şahların, gözdesi olan, onlarca farklı kültüre ev sahipliği yapan Merv bugün, Türkmenistan’ın Mari vilayetine bağlı Bayramali’nin ilçe merkezinin hemen yanı başında bulunuyor. Sırasıyla, Ahamenidlerin, Selevkosların, Partların, Sasanilerin, Müslüman Arapların,Samanelerin ve son olarak Türklerin hakimiyet kurduğu Merv, en az 2500 yıllık bir geçmişe sahip.

Tarihi kaynaklar Türklerin Merv’e 10. yüzyıldan sonra yoğun bir şekilde göç ettiklerini ve 1035’ten sonra da toplu halde yerleştiklerini kaydediyor. Türk tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan ve Selçuklu Devleti’nin kuruluşuyla sonuçlanan Dandanakan Savaşı 1040’ta burada gerçekleşir. Merv, Selçukluların zaferi sonrası Çağrı Bey’in idari merkezi olur. Türklerin hâkimiyeti Merv’de böyle başlar. Selçuklular, vakit kaybetmeden Merv’de hızlı bir imar faaliyetine girişir. Sasanilerin su sıkıntısı çektikleri için terk ettikleri şehir yapılan su kanalları ve bentlerile çölde yeşillikler içinde bir vaha haline gelir.

Sultan Muhammed Alparslan Han’ın Selçuklu Devleti’nin başına geçmesiyle Merv, Horasan’ın idaresiyle görevlendirilen şehzadelerin merkezi olur. Merv, enparlak dönemini ise Sultan Sencer zamanında başkent olduktan sonra yaşar. Bu dönemde kurulan çok sayıdaki medrese ve kütüphane ile bölgenin önemli bir ilim, kültür ve sanat şehri haline gelir. Öyle ki, ünlü coğrafyacı Yakut el Hamevi, Merv’de 12bin cilt kitaba sahip 10 kütüphane olduğundan bahseder.

İstilalar, Yağmalar…

Ne varki, bu şaşaalı dönem uzun sürmez. İstilaların, yağmaların ardı arkası kesilmez. Kütüphanelerdeki binlerce kitap yakılır, su bentleri, kanalları yıkılır. Mervyeniden çöl halini alır. Sonrasında Timurlu hükümdarı Şahruh’un su bentlerini, kanallarını yeniden inşa ettirmesi de Merv’i eski günlerine döndürmez.

Şah İsmail’in 1510 yılında Özbek Şibani Han'ı yenilgiye uğratmasının ardından Safevihâkimiyetine girer. 18. yüzyılda Buhara Emiri Şah Murad’ın Murgab bendini yıkıp halkısürgüne göndermesi ile şehir canlılığını tamamen kaybeder. Türkmenistan’ın işgal sürecinde 1884’te Merv bu kez Ruslar tarafından ele geçirilir.

Hoşgörünün de Başkenti

İpekyolu’nun önemli bir güzergâhı olması nedeniyle Merv’in tarihiçinde çok farklı milletlere ev sahipliği yaptığı görülür. Tatarlar, Acemler, Ruslar,Ermeniler ve Yahudiler bunlardan bazılarıdır. Bu farklılıklar dini hayata dayansır. Tarihi kayıtlar farklı dinlere mensup toplulukların hoşgörü içinde yaşadıklarını ortaya koyuyor.

Alp Erenlerin Ocağı

Dini hayat demişken Merv, İslam tarihi ve tasavvuf açısından da önemli bir yer teşkil ediyor. Kimi kaynaklarda Türklerin İslam’la ilk tanışmalarına vesile olan sahabeler Büreydeel Eslemi ve Hakem el Gıfari, Merv’de medfun. Yine Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında büyük pay sahibi olan Hoca Ahmet Yesevi’nin ve Nakşibendi yolunun kurucusu Bahaddin Nakşibend’in hocası Yusuf Hemedani’nin kabri de Merv’dedir.    

Bazı şehirler isimlerinde tarihlerinin tüm ağırlığını taşır. Merv de öyle bir şehir. İsmi anılınca biraz gayret edilse hala kervansaraylarında konaklayan tacirlerin sohbetlerini, mescitlerindeki dervişlerin zikirlerini, tahtındaki sultanların fermanlarını işitir gibi olursunuz. Hatta daha gayretli kimseler Merv’in her yerinden görülen Sultan Kale’de ebedi istirahatine çekilen büyük sultan Sencer’in selamını dahi alabilir.